He knows my surname. (Soyadımı biliyor.)özne fiil nesneHe knows that I am a doctor. (Doktor olduğumu biliyor.)özne fiil noun clauseBirinci cümlede, fiile “neyi biliyor?” diye sorulduğunda cevap veren kısım (my surname) cümlenin nesnesidir. Aynı soruyu ikinci cümleye de sorarsak (that I am a doctor), “doktor olduğumu” diye bir cevap alırız ki bu da nesne durumundadır. Ancak ikinci cümlenin nesnesi, kendi içinde öznesi (I) ve fiili (am) olan bir cümledir aslında. İşte böyle kendi içinde bir cümle olmakla birlikte bir ana cümleye bağlı olan ve “ne, neyi, neye?” sorularına cevap veren cümleciklere noun clause (isim cümleciği) denir. Şimdi noun clause’ların nerede ve nasıl kullanıldığına örneklerle bakalım:1. Cümlenin nesnesi durumunda (bağlaç olarak that’in kullanılması bir zorunluluk değildir):They say (that) the bus driver is tired. (Otobüs sürücüsünün yorgun olduğunu söylüyorlar.) = Ne söylüyorlar?People used to believe (that) the world was flat. (İnsanlar, eskiden dünyanın düz olduğuna inanıyorlardı.) = Neye inanıyorlardı?He said (that) his friend’s name was Sam. (Arkadaşının adının Sam olduğunu söyledi.) = Ne söyledi?I saw (that) the safe was empty. (Kasanın boş olduğunu gördüm.) = Ne gördün?2. Cümlenin öznesi durumunda (that’in kullanılması zorunludur):That the world is round is a fact. (Dünyanın yuvarlak olduğu bir gerçektir.) = Gerçek olan nedir?That he failed the exam is disappointing. (Sınavda kalması hayal kırıklığı yarattı.) = Ne hayal kırıklığı yarattı?That my son is lazy worries me. (Oğlumun tembel olması beni üzüyor.) = Beni ne üzüyor?That my best friend is seriously ill
What you'll learn
understand the structure of noun clauses
identify noun clauses in sentences
use noun clauses in both subject and object positions